derviş,sofi,ilahi,ilahiler,dervişler,tarikat,tasavvuf,zikir,medine,mekke,zikrullah,mürşid,mürid,efendimiz,resulullah,salavat, en güzel ilahiler
  zikircesidi
 

Zikrîn Çeşitleri

Ulema-i İslam, zikrin çeşitlerini beyan etmişler, zikir:

a. Lisanla,

b. Kalble,

c. Bedenle olmak üzere üç türlü yapılır demişler­dir. Şimdi bunları kısaca izah edelim.

Lisanla zikir: Allahû Tealaya hamd-ü sena etmek, onu esma-i hüsnasıyla yad etmek, teşbih ve tehlü etmek, şükretmek, istiğfar etmek, kur'an okumak ve dua. etmek­le olur.

Kalble zikiri Allahü zülcelali gönülden anmaktır. Bu da üç kısma ayrılır:

Birincisi: Allah (c.c.) Hazretlerinin zat ve sıfatına de­lalet eden ayetleri düşünmek ve şüpheleri def ederek esma-i ilahiyeyi tefekkür etmektir.

İkincisi: Ahkam-ı rubûbiyeti ve vazaif-i ubudiyeti te­fekkür etmektir. Hz. Allah Buyuruyor ki:

83- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İçinde Allah'ın anıldığı ev ile anılmadığı evlerin biri ölüye, diğeri diriye benzer.”[266]

84- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İnanç ve samimiyetle La İlahe İllah diyen kimse Cennet'e girer.”[267]

85- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Bir grup mümin bir yerde oturup, Allah'ı zikrederlerse, onlar o meclisten dağılmadan kendile­rine Allah tarafından günahlarınız bağışlanmış ve kötülükleriniz iyi­liklere dönüşmüş olarak dağılıma, denir.”[268]

86- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ı zikirden daha üstün sadaka olamaz.”[269]

87- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Mümin bir kul hulusi kalble -Lailahe İllallah- derse, büyük günahlardan kaçınılması şartı ile o kimse için Arş-ı Alaya kadar göklerin kapısı açılır.”[270]

88- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ın ismi anıldığı yerin bir noktasının yedi' tabakası, üzerinde Allah anıldığı için, biri birini müjdeler; çevresindeki arzın diğer kısımları üzerine iftihar ederler. Ayrıca, bir mü'min yerin bir noktasında namaz kılmak istediği zaman o nokta bununla iftihar eder.”[271]

89- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Son sözü Lailahe İllal­lah olan kimse, Cennet'e girer.”[272]

“Bunlar; iman edenlerdir. Allah'ın zikriyle gönülleri (vicdanları) huzur-u sükûna kavuşanlardır. Haberiniz ol­sun ki kalbler ancak zikrullah ile oturaklasın (olgunla­şır)”[273]

İbnü-1 Arabi “Hiç bir salih amel yoktur ki, salih olabilmesi için zikir şart koşulmasın. Zekatını verir veya orucunu tutarken Allah'ı zikretmeyenin ameli kamil ol­maz. Binaenaleyh, zikir bu cihetle amellerin en faziletlisidir” diyor. Bu nedenle, yüce Mevlamız kullarının zikri ço­ğaltmalarını istiyor ve bir ayet-i celilede:

“Ey iman edenler! Allah'ı çok zikredin”[274] buyuruyor.

90- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kim, günde yüz defa -Sübhanallahi Ve Bihamdîk- derse, günahları bağışlanır; denizlerin köpüğü kadar da olsa.”[275]

91- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Malını Allah yolunda harca­maktan cimrilik eden ve gece uykusundan (ibadet için) kalkamayan kimsenin Sübhanallah Ve Elhamdü Lillah, kelimelerine de­vam etmesi gerekir.”[276]

92- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“(Ey Ebu Hüreyre, dikmekte olduğun hurma ağacından daha çok meyva veren) bir ağaçtan size ha­ber vereyim mi? Sen, Sübhanallah - Elhamdü Lillah, La-İlahe İllallahü Vellahü Ekber, dersen; bu cümlelerin her bir kelimesi için Cennet'de senin için bir ağaç dikilir.”[277]

93- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Amellerin en hayırlısını, gerçek sahibiniz Allah yanında en temizini, derecenizi en çok yükseltenini, sizin için altın ve gümüşü Allah yolunda harcamanızdan daha da­ha hayırlı olan ve düşmanlarınızın boynunu vurmak için yapacağınız savaştan daha hayırlı olan bir ameli size göstereyim mi?”

(Söyle ya Resulüllah denilince de:)

“Allah'ı Anmak. (Buyurdu).”[278]

Üçüncüsü: Allahû Teala'nın azametini, kudretini, mahlûkatındaki; akıllara hayret veren sanatını temaşa ve tefekkür etmek ve mahlûkatm her zerresinin zat-ı ulûhiyete delalet eden bir ayna olduğunu görmektir.

Bedenle zikir: Bedenin uzuvlarından her birinin me­mur bulundukları vazifelerle meşgul olmaları nehyolundukları şeylerden uzak durmalarıdır. Namaz kılmak, oruç tutmak, haccetmek gibi ibadetler de bu cümledendir.

Dil beytini pak ededn,

Dervişi Anka eden,

Alam-i lahuta giden,

Mevla zikidir, zikri.

Zikir en büyük ibadettir. Bunun delili “Allah'ı zikret­mek elbette en büyük (ibadet) dir,”[279] ayet-i celilesidir.

İbn-i Abbas (r.a.):

“Bu ayetin iki vechi (manası) vardır.

A- Allah'ın sizi zikredip anması, sizin onu zikredip anmanızdan daha büyüktür.

B- Allah'ın zikri, zikir olmıyan sair ibadetlerin hep sinden daha büyüktür, diyor.”

Müslümanlık unvanında anlattıklarımızdan, insanın toprak ve sudan meydana gelen bu gurbet alemine (dünyaya) ticaret için gönderildiği an­laşıldı. Yoksa ruhun hakîkati yüksektir. Yüksekten gelmiştir ve yine ora­ya gidecektir. İnşanın bu dünyadaki sermayesi ömrüdür. Bu öyle bir ser­mayedir ki, her an tükenmektedir. Her nefesini fayda ve iyilikle geçir­mezse ziyan eder, helak olur. Bunun için Allahü Teala buyurur: “Asra yemin olsun ki insan zarardadır. Ancak îman edenler ve...” (2). O, ser­mayesi buz olan bir kimseye benzer ki, yaz ortasında buz satar “ve: “Ey Müslümanlar! Sermayesi erimekte olana acıyınız”, der. Bunun gibi insanın ömür sermayesi erimektedir. Çünkü nefesleri Allahü Teala'nın ilmin­de sayılıdır, bellidir. O halde, bu işin ehemmiyetini anlayan nefeslerini gö­zetir ve bilir ki, her bir nefesi saadet-i ebediyeyi ele geçiren bir cevher­dir. Bir kimsenin altın ve gümüşten olan sermayesinden daha çok bunu sevmesi, buna eğilmesi lazımdır. Nefeslerinin kıymetini bilmek de, gün­düz ve gece vakitlerini hayra taksim edip, herşey'e bir vakit ayırmakla olur. Bunun için vlrdler konmuştur.

Virdlerin konmasının esas sebebi, boş vakit geçirmemektir. Çünkü ahiret saadetine kavuşanların, bu dünyadan giderken, Allahü Teala'ya ünsiyetle ve O'nun sevgisi ile dolu kimseler olduğunu anlamışlardır. Ünsiyet ise zikre devamsız olmaz. Muhabbet de, marifetsiz bulunmaz. Marifet ise, yarattıklarında ki incelikleri ve intizamı düşünmeden ele geç­mez. O halde, zikre ve fikre devam, saadete kavuşmanın esasıdır. Dünya­yı, şehveti, arzuları ve günahları terk etmek; zikir ve fi kirin iyi ve rahat olması için lazımdır. Zikre devamın iki yolu vardır. Biri, dil ile değil, kalb ile devamlı Allah, Allah demektir. Hatta kalb ile söylememen, çün­kü o da, kalbin konuşması olur. Belki hiç unutmayacak şekilde daima mü­şahede olmalıdır.

Fakat bu çok zordur. Herkes kalbini bir halde ve bir şekilde tuta­maz. Birçokları bundan sıkılır. Sıkılmamak için çeşitli virdler koymuş­lardır. Bazısı beden ile olur; namaz gibi. Bazısı dil ile olur; Kur'an-ı Kerim’i ve tesbîh okumak gibi. Bazısı da kalb ile olur; tefekkür gibi. Böyle ce her vakitte ayrı bir şeyle meşgul olur. Bir halden bir hale geçtiği için de, sakin ve üzüntüsüz olur. Bunun yanında dünya işlerinden yapması zarurî olanlar için de zaman ayırır. Maksat şudur ki, bütün vakitlerini ahiret işine veremiyorsa, hiç olmazsa çoğunu vermelidir. Ancak terazi­nin sevab kefesi ağır gelir. Çünkü vaktin yarısını dünyaya ve mübahla elde etmeğe, yarısını da ahirete verirse, diğer kefenin ağır geleceğinden korkulur.

Ulu Allah buyuruyor ki:

“Ey iman edenler!... Allah'ı çok çok zikredin (anın) iz. Sabah aksam O'nu noksan sıfatlardan tenzih ediniz. O, sizi karanlıklardan çı­karıp aydınlığa ulaştırmak için, size rahmet yağdırmakta; melekleri de sizin af edilmeniz için dua etmektedirler. O müminlere karşı çok esirge­yicidir.”[280]

Ulu Allah buyuruyor ki :

“Allah'ımızdan günahlarımızı af etmesini dileyiniz. Çünkü O, çok affe dicidir (o, sayede) O, üstünüzdeki gökyüzüne bol bol yağmur bulutu gön derir. Mallarınız ve oğullarınızı çoğaltır.”[281]

KİTAPTA 428-443 EKSİK VAR

49- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah’ım, ömrümüz boyunca olduğu gibi, öbür dünyada da kulaklarımızdan, gözlerimizden faydalanmayı nasip eyle. Bize haksız­lık edenlere karşı yardımcımız ol. Düşmanlarımızdan öcümüzü al­mak nasip eyle.”[282] Ebu Hüreyre

50- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allahım, (senden başkasına muhtaç olmıyacak derecede) zen­ginlik, dostlarımı da (başkalarına muhtaç olmayacak derecede) zen­gin etmeni dilerim.”[283]

51- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allahım, ümmetimin canını, ya aydınlık yolunda düşmanla çarpışırken gerçek şehit, ya da deva bulmaz taun hastalığının pen­çesine düşürüp manevi şehit olarak al.”[284]

52- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allahım, senden gönlümü hidayete eriştiren, işimi düzene so­kan, görünür görünmez her şeyimi düzenleyen, amelimi günahlardan arıtan, bana doğru yolu ilham eden, sevdiklerimi veren ve beni tüm kötülüklerden koruyan yaygın rahmetini dilerim.

Allahım, bana küfre açık kapı bırakmayan eksiksiz bir iman na­sip eyle. Bu dünyada da öbür dünyada da şerefli derecelere eriştire­cek yaygın rahmetini bahşeyle.

Allahım senden alın yazımın yüzümü güldürmesini, şehitlerin üs­tün derecesine erişmeyi, mutlu kulların gibi ömür sürmeyi, düşman­lar karşısında yardımcı olmanı dilerim.

Allahım, görüşüm kıt, çalışma gücüm az (elimden bir şeygelmez o yüzden ihtiyaçlarımı sana havale ederim, rahmetine son derece muhtacım. Ey her işi çekip çeviren, gönüllere şifa veren Allahım, denizlerde akan tatlı su akıntılar ıyle, acı su akıntılarının karışmaları­na meydan vermeksizin, birbirinden uzak tuttuğun gibi, böylece de beni cehennem azabından uzak tutmanı, bela ve musibetlerden, kabir azabından korumanı dilerim.

Allahım, aklımın yetişemiyeceği, fikrimin uzanamadığı kullarından birine vadettiğin iyiliği senden dilerim. Çünkü böylesine bir iyi­liği ele geçirmek için sana ben daha çok sevgi beslerim. Senden rah­metini dilerim, ey tüm varlıkların sahibi olan Allahım...

Kopmaz güçlü ipin, dosdoğru aydınlık yolun sahibi Allahım, sen­den, olanca azabının çatacağı günde (kıyamet gününde) cehennem azabından kurtulmayı dilerim; yine senden, ölümsüzlüğe açılan günde (kıyamet günü) namazlarını eksiksizce kılan, emirlerine teslimiyet­le boyun eyen, nice nimetlerine erişen, verdiği sözü yerine getiren ve engin yakınlığına erişen seçkin kullarınla birlikte cennete girmeyi dilerim. Çünkü sen esirgeyen, yakınlarını seven, aynı zamancla diledi­ğini hemen yerine getirensin.

Allahım, bizi, yolunu şaşıran ve şaşırtanlardan değil, hidayetine eren ve eriştiren kullarından eyle. Sevdiklerini sırf, seni sevdikleri için severiz, düşmanlarını da sırf seni sevmedikleri için düşman di­leriz.

Allahım, işte duamız, kabulünü diliyoruz; işte gayret ve çabamız, hayırlı neticesini bekliyoruz.

Allahım, gönlümü (ölünce) kabrimi, önümü, arkamı, sağımı, solu­mu, üstümü, altımı, gözümü, kulağımı, saçımı, derimi, etimi, kanımı, kemiklerimi (tüm azalarımı ve bütün varlığımı) sönmez nurunla ışık­landır. Allahım, beni iman aydınlığı ile donat. Sen her türlü noksanlıktan uzak ve münezzehsin. O yenilmez gücüyle tüm varlıkları şefkat ve merhamet kanatları altında korur. Çünkü sen, her türlü noksanlıklardan uzak ve münezzehsin. Sen zengin ve cömertsin.” [285]

“Neden çocuk doğmadan, nezrettin? Kız olursa ne olacak?” dedi. Gerçekten de kız doğdu. Lakin Hanne, kı­zına erkek ismi olan, Abid manasına Meryem adını verdi. Maksadı kız da olsa, onunla adağını ödemek ve onu Beyt-i Makdes'in hizmetine vermekti. Öyle yaptı ve Zekeriyya Aleyhisselam ona bakmaya memur edildi. Hz. Zekeriyya Mescit'te hizmet eden Hz. Meryem'in yanma her ne zaman girse, yanında türlü yiyecekler, çeşitli meyveler bu­lurdu. Hz. Meryem'e:

“Bunlar sana nereden geliyor?” diye sorunca, Mer­yem'in cevabı:

“Allah tarafından” olurdu.

53- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. Beni verdiğin nimetlerine karşı şükür borcunu yerine getiren, bela ve musibetlere göğüs geren, kendi gözünde küçük, başkalarının gözünde ise bü­yük görünen seçkin kullarından eyle.”[286]

54- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. Bizi dirlik ve düzen üzere yaşat, aramızdaki sevgi bağlarını güçlendir, kalblerimizi aynı gö­rüş halkası etrafında birleştir, aydınlık (islam) yolda le­kesiz kurtuluşa eriştir. Bizleri dine aykırı taşlan hareket­lerden koru.

Allah'ım, kulaklarımızı, gözlerimizi, eşlerimizi, çocuk lanmızı, nesillerimizi (kuşaklarımızı) aydınlık (islam) yolundan ayırma. Tövbelerimizi kabul eyle. Çünkü sen gerçekten tövbeleri kabul eden ve esirgeyensin.

Allah'ım, bizleri verdiğin nimetlere karşı şükür bor­cunu yerine getiren, nimetlerin karşısında nankörlük de­ğil, bol bol hamd eden kullarından eyle, üzerimizden nimetini eksiltme.”[287]

55- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. İşte halimi sana arzediyorura: Güç­süz, beceriksiz, üstelikte herkesin küçük gördüğü bir ku­lum. Beni kime bırakıyorsun? Çirkin yüzünü dikmiş, ağır pençesi altında çiğnemek için fırsat kollayan zalim bir düşman eline mi, yoksa acz içinde kıvranan, güçsüz, be­ceriksiz bir dostun yavan merhametine mi?[288]

İslam alimleri öğrencilerine:

“Derse başladığımız zaman “Radiyallhü anke ve an cemaati'l müslimîn” “Allah senden ve müslümanlarm cemaatinden razı olsun” deyiniz. “Radiyallahü anke”, “Al­lah senden razı olsun” diyerek beni tahsis etmeyiniz. Zi­ra yalnız bana yaptığınız dua, belki kabule mazhar ol­maz, lakin benimle beraber, bütün müslümanlara duayı şamil kılarsanız onlardan biri hakkında Allah duanızı ka­bul buyurur. Biri hakkında duayı kabul eden Allah (c.c.) Hazretleri lûtf-u keremiyle diğerleri hakkında da duanızı kabul buyurur” derlerdi.

56- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allahım, vücudumu benzersiz mükemmellik ve güzellikte ya­rattığın gibi, böylece huylarımı da mükemmel ve güzel eyle.”[289]

57- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah’ım, her türlü iyiliği senden dilerim. Çünkü bütün iyilikle­rin anahtarı senin kudret elindedir. Her türlü kötülükten sana sığını­rım. Çünkü tüm kötülüklerin anahtarı da senin kudret elindedir.”[290]

58- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allahım, rahmetinin gereklerini, mağfiretinin sebeplerini, bol bol iyiliklerini, cennete girme, cehennemden kurtulmayı senden dile­rim.”[291]

59- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allahım, gözlerimi, kulaklarımı her iki dünyada da bana faydalı kıl; vücudumu, dinimi koru; öcümü alıncaya kadar, haksızlık e denlere karşı bana yardım eyle.

Allahım, nefsimi emrine verdim; işimi sana havale ettim; sırtımı sana dayadım; bütün varlığımla sana yöneldim. Çünkü senden başka sığınak ve barınak yoktur. Gönderdiğin peygamberlere ve indirdiğin kitablara inanıyorum.[292]

60- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allahım, çaresiz acizlikten, miskin tembellikten, savaştan kaçmaktan, taşlaşmış kalbden, aşırı yaşlılıktan, gaflete dalmaktan, zil­lete düşmekten, yoksulluktan ve bu yüzden kötü yola sapmaktan sana sığınırım.

Allahım, kanaatsizlikten, küfür ve inkarcılıktan, günah işlemekten kötü yola düşmekten, özü başka, sözü başka olmaktan, gösterişten sa­na sığınırım.

Allahım, sağırlıktan, dilsizlikten, delirmekten, cüzzam hastalığın­dan, vücudun her yanını alaca benekler içinde bırakan cilt hastalığın­dan (abraş hastalığı) ve bulaşıcı her türlü ağır hastalıklardan sana sığınırım.”[293]

61- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. Fayda vermeyen ilimden, korkmayan kalbden, kabul olunmayan duadan, doymak bilmeyen nefisten, açlıktan (açlık ne kötü şeydir!), hıyanetten (hı­yanet sahibine ne kötü sonuç hazırlar!), tembellikten, kor­kaklıktan ve aşırı yaşlılıktan sana sığınırım. Yine ahir ömrümde başkalarının eline düşmekten, ahir zamanda çıkacak deccalın yolumu şaşırtmasından, kabir azabın­dan, hayatın ve ölümün getirdiği kötülüklerden sana sı­ğınırım.

Allah'ım!.. Senden aydınlık yolunda yol alırken kor­kunu taşıyan, emirlerine boyun eğen, her şeyde sana yö­nelen özlü kalbler isteriz. Allah'ım, senden mağfiretinin sebeplerini, rahmetinin vesilelerini, tüm kötülüklerden kurtulmayı, bol bol iyüiklerini, cennetine erişmeyi, cehen­nemden uzaklaşmayı dileriz.”[294]

62- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. Ahir ömrümde düşmemek için rızkımı fazlalaştır, başkalarının eline düşmemek için rızkımı bollaştır.”[295]

63- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. Senden, yasaklarına engel olacak dürüstlük ve namusluluk; dünyada selamet, ahirette saa­det; çoluk çocuğumu, mal ve servetimi korumanı dilerim.”[296]

Resûl-i Ekrem Efendimiz:

“Kazayı duadan başka bir şey geri çevirmez. Ömrü iyilikten başka bir şey uzatmaz” buyurmuşlardır.

Hz. Asiye Fir'avn'ın hanımıdır. Hz. Musa'yı Fir'avn'jn gazabından kurtarmıştır. Adı Asiye bin-i Mûzahimdir. Musa (a.s.) ın halası olduğu da söylenmiştir. (1) Hz. Mu­sa, Fir'avn'e karşı asasını kullandığı zaman ona iman etmişti. Fir'avn'da ona imanı sebebiyle şiddetli azap etmişti. O kadar ki, güneşe karşı elldrini ayaklarını dört çivi ile çivilemiş, üzerine de kocaman bir kaya yerleştirmişti. Bü­tün bunlara rağmen imanını muhafaza etmiş, Cenab-ı Hak ta onu iman ehline örnek vermiştir. Hz. Allah şöyle beyan ediyor;

“Allah iman edenlere de Fir'avn'ın karısını bir misal olarak irad etti. (O'na yapılan işkence, tahammül edilmez hal aldığı vakit) bu kadın:

64- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. Senden başıma gelen her şeyin, de­ğişmez kader yazısının neticesi olduğuna inanarak sağ­lam iman isterim. Yine senden ezelde taksim ettiğin (üleştirdiğin) nimetlerden payıma düşenle geçinmeye kanaat etmek isterim.”[297]

65- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!... Hiç şüphesiz ki İbrahim Peygam­ber seçkin kulun ve yakın dostundu. O yüzden Mekke'li-lerin bolluğa kavuşması için yaptığı duayı kabul etmiş­tin. Ben de senin seçkin kulun ve son elçin olarak saua yalvarıyorum: Ne olur, Medine'lileri bereket ve bolluğa kavuştur, bitki ve mahsullerini Mekke'lilerin iki katı kadar artır.”[298]

66- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!... İbrahim Peygamber senden Mekke civarının yasak bölge olarak kabul edilmesini istemiş, sen de bu İsteğini yerine getirerek Mekke civarını yasak bölge ilan etmiştin.

Şimdi ben de senden Medine etrafım kuşatan şu iki dağ arasının yasak bölge ilan edilmesini istiyorum, iste­ğimi kabul et, Allah'ım! (İsteğim yerine geldiğinde) ya­sak bölgede bir damla kan dökülmeyecek, silah çekilme­yecek, bir ağaç dalı bile koparılmayacaktır. Yalnız hay­van beslemek İçin ağaç dalı koparılabtiir (Bu kadarına izin vardır.).

Allah'ım, güzel Medine’mizi bolluğa kavuştur, bitki ve mahsûllerimizi Mekke’nin iki katına çıkart.

Varlığımı kudret elinde tutan Allah'a and olsun güzel Medine’mizin tüm cadde ve sokaklarını ikişer muhafız melek korumuştur. Arkadaşlarım, sizler Medine’ye gelip yerleşene kadar melekler bu kutsal vazifelerine devam ettiler.”[299]

67- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!... Tembellikten, aşırı yaşlılıktan, gü­naha düşmekten, ağır borçtan, Münker ile Nekir'in sor­gusundan, kabir azabından. Zebanilerin sorgusundan, Cehennem azabından, kötü yola sürükleyen zenginlikten, sana sığınırım.

Allah'ım!.... Yoksulluğun açacağı felaketlerden, ahir zamanda çıkacak olan Deccal'in yolumu şaşırtmasından sana sığınırım.

Allah'ım, beni su, kar ve buz arılığında günah kirle­rinden arıt; bembeyaz elbisenin lekelerinden arıtılarak eski beyaz haline büründürülmesi gibi öylece kalbimi de kusurlardan pakla. Günahlarla aramda doğu ile batı arasındaki uzaklık kadar uzaklık muhafaza eyle.”[300]

68- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!... Bu dünyada da öbür dünyada da bildiğim, bilmediğim tüm iyilikleri senden dilerim. Bu dünyada da öbür dünyada da bildiğim, bilmediğim tüm kötülüklerden de sana sığınırını.

Allah'ım, seçkin kullarının ve peygamberlerinin iste­dikleri iyilikleri senden ister; sığındıkları kötülüklerden de sana sığınırım.

Allah'ım, senden Cennetini ve Cennetine kavuşturan söz ve hareketleri diler; cehenneminden ve cehennemine yaklaştıran söz ve hareketlerden de sana sığınırını. Al­lah'ım, alın yazımı hayırlı kılmanı dilerim.”[301]

69- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. Sana inanan, benim de peygambe­rin olduğumu kabul eden kuluna sana kavuşmayı sevdir; onun alın yazısını kolaylaştır (yüzünü güldür); dünyalık­larını kıs.

Allah'ım, sana inanmayan, benim de peygamberin olduğumu kabul etmeyen kuluna ise sana kavuşmayı sevdirme; onun alın yazısını zorlaştır (yüzünü güldürme), dünyalıklarını bollaştır.”[302]

70- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!... Sana boyun eğiyor, sana inanıyor, sana dayanıyor, sana yöneliyorum; bütün mücadelelerim senin yolunadır.

Allah'ım, ululuğun yüzü suyu hürmetine doğru yolu şaşırmaktan sana sığınırım. Senden başka Allah yoktur: Sen ölmeyen dirisin, insanlar ile cinler ise ölmeye mah­kûm fani varlıklardır.”[303]

71- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. Dile getirdiğimiz ve daha nice ge­tireceğimiz her türlü seçkin hamd ve sena sana mah­sustur.

Allah'ım, namazlarım, tüm ibadetlerim senin yolunadır; senin için yaşıyor, senin için ölüyorum. Son sığına­ğım sen, ardımda bıraktıklarımın sahibi de sensin.

Allah'ım; kabir azabından, kalbin vesvesesinden, işi­min dağılmasından sana sığınırım. Allah'ım, düzenli ola­rak esen rüzgarın fayda getirmesini dilerim; şiddetli rüzgarın açacağı zarardan da sana sığınırım.

Allah'ım; kusurlarımı bağışla, hoş gör. Korkularımı defet, önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan ve üstümden gelecek musibetlerden beni koru. Deprem felaket­lerinden sana sığınırım, Allah'ım!..”[304]

72- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. Bana vücut sağlığı ver, gözümün nurunu koru; gözlerimi her İki dünyada da bana faydalı kıl. Allah'tan başka Allah yoktur. O müsamahakar ve cö­merttir. Ulu Arş'in sahibi olan Allah tüm noksanlıklardan uzaktır. Hamd lerin her türlüsü alemlerin Rabbi olan Al­lah'a mahsustur.”[305]

73- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. Kötülüklerle aramıza perde olan korkudan, bizi Cennetine ulaştıracak olan itaatinden dünya musibetlerini rahatlıkla karşılamamızı temin ede­cek olan sağlam imandan nasibimizi ihsan eyle. Ömrü­müz boyunca olduğu gibi öldükten sonra da kulaklarımı­zın, gözlerimizin ve bedeni gücümüzün bize faydalı olma­sını nasip eyle.

Bize haksızlık edenden öcümüzü almak nasip eyle. Bize saldıranlara karşı yardımcımız ol, dinimize musibet verme. Tek dileğimiz ve önem verdiğimiz şey dünya ol­masın. Kalbinde merhamet taşımayan kimseleri başımı­za musallat etme, Allah'ım!..”[306]

74- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.” Bana öğrettiğin bilgilerden gereği gibi faydalanmayı ve faydalı bilgileri Öğrenmeyi nasip eyle. Bilgimi arttır. Her zaman hamd, Allah'a mahsus­tur. Cehennemliklerin acı durumuna düşmekten Allah'a sığınırım.”[307]

75- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!... Sana sık sık şükretmeyi, seni çok çok anmayı, senin öğütlerine ayak uydurmayı ve tavsiye­lerini tutmayı bana nasip eyle.”[308]

76- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. Senden diliyor ve varlıklara rah­met olarak gönderilen sevgili Peygamberin Muhammed'in aracılığı ile sana yöneliyorum: “Ey Muhammedi Şu dile­ğimin yerine getirilmesi için senin aracılığınla Rabbime yöneliyor ve dua ediyorum. Allah'ım, ne olur Hz. Muhammed'i (s.a.a.) bana aracı kılarak O'nun aracılığıyla dile­ğimi ihsan eyle.”[309]

77- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!... Kulaklarımın, gözlerimin, dilimin, kalbimin ve şehvetimin açacağı kötülüklerden sana sığı­nırım.”[310]

“Ey Rabbim! Bana nezdinde, Cennet, in içinde bir ev yap. Beni Fir'avn'dan ve onun (fena) amel (ve hareket) li­rinden kurtar. Beni o zalimler güruhundan selamete çıkar demişti.

Bu niyazı üzerine Cenab-ı Hak da onun ruhunu kab zetmişti. Ölmeden önce kendisine Cennet'teki makamı gösterilmiştir. Şu halde kötü kocaların eline düşen, lakin imalarını muhafaza eden hanımlar kocalarının yaptıklarında mes'ûl değildir. Allah onları akibet, felah ve selaha erdirir.

Hocamdan işittim. Hocam gözleri ile gördüğünü yemin ile söyledi. Memleketlerinde bir kadının üç çocuğu varmış. Ço­cukların yaramazlığına kızan ana, onlara şöylece beddua et­miş. (Üç Cumada üçünüz de kara toprağa girin) demiş. Evet; üç cumada üçü de yere girdiklerinde hocam şahit olduğunu ifade ederlerdi. Bu kıssayı da salih bir kimseden dinledim. Trabzonda bir ailenin gayet kötü bir çocuğu varmış. Her gece sarhoş, ayyaş, küfürbaz nara atarak bütün mahalleyi ta'ciz ederek evine gelirmiş. Bu çocuğun bu halini gören ana, baba şerrinden kendisine birşey soyliyemezler, korkularından tir-tir titrerlermiş. Bir gece eve gelen bu asî evlad anasını ve ba­basını duada bulmuş ve onların duasını dinlemiş. Ana, baba şöyle dua ediyorlarmış:

(Ya Rabbi bizim oğlumuzu islah et, kötü huylarını iyi huylara tebdil et. Onu Habibin hürmetine salihlerden eyle.)[311]

78- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. İşimi yoluna koyan dinimi, geçimi­mi sağlayan dünyamı, son sığmağım olan ahiretlmi dir­lik ve düzen üzere kıl. Bol bol iyilik işlediğim sürece ömrümü uzat; ölümümü de tüm sıkıntılardan, kurtularak huzura kavuşmama vesile eyle.”[312]

79- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!. Senden aydınlık yoluna kavuşmayı, yasaklarından sakınarak emirlerine sarılmayı, dünyada selameti, ahirette saadeti ve kanaat eden zenginliği dile­rim.”[313]

80- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. Kusurlarımı örtbas et; beni korkak­lıktan koru, başkalarına borçlanmaktan kurtar.”[314]

81- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. Sana karşı beslediğim sevgiyi her sevginin, sana karşı duyduğum korkuyu da her korkunun üstünde tut. Özlemini duyduğum rızana kavuşabilmek için dünyalıklarla ilgimi kes. Dünyaya bel bağlayanların gözlerini mal ve servet sevincine bürümene karşılık be­nim gözlerimi de ibadet aşkı, ibadet sevinciyle bürü.”[315]

82- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. Senden vücut sağlığı, namusluluk (ve dürüstlük), huzur ve güvenlik, iyi ahlak ve alın yazı­ma boyun eğmeyi dilerim.”[316]

83- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. Kötü günden, kötü geceden, kötü anlardan, kötü arkadaştan, kötü komşudan sana sığını­rım.”[317]

Bu duayı, dinleyen şakî evlat derhal ana ve babasının ellerine sarılıp (Beni affedin) diyerek ağlamaya başlamış ve bir daha öyle kötülükleri yapmak şöyle dursun, bilakis salihlerden ol­muştur. Zira kalpleri çeviren Allahtır. Beddua iyi bir şey de­ğildir. Değil ki evladınıza beddua etmek, düşmanımızın dahi Allahdan ıslahını istemeliyiz.

Biliyorsunuz. Hz. Ömer B. Hattab'ın iymanına sebep Resûl (s.a.v.) ün onun iyman ile müşerref olması için dua bu­yurmalarıdır. Bu dua-i Nebi ile Hz. Ömer İslam ile müşerref olmuştur.[318]

84- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. Rızanı diler, gazabından sana sığı­nırım. Senden vücut sağlığı diler, beni felaketlerden ko­rumanı isterim. Seni övmeye bildiğim övme şekilleri ye­terli değildir. Sen ancak bizzat kendini övdüğün gibisin.”[319]

85- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. Senden sarsılmaz bir iman, kökleş-[320]

86- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!... (Öbür dünyayı boylayıp da gözyaşlarını kana, dişlerim kırmızı kora dönmeden, korkun­dan ağlarken gönlüme şifa verici sapır sapır gözyaşları döken iki mübarek göz ihsan eyle.”[321]

87- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!... Beni gerçek ilimle donat, yumuşak huyla beze, bana emirlerine sarılmayı, yasaklardan sakın­mayı sanip eyle. Dünyada selamete, ahirette saadete eriş­meyi ihsan eyle.”[322]

88- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. Bana vücut sağlığı ver, yaygın rah­metini ihsan eyle, canımı ibadet ve vaat üzere al, ahir ömrü iyi amelle noktala, bütün bunlara karşılık da Cennetine girmek nasip et.”[323]

Şeytanın iğvası ile yasak ağaçtan meyve yiyen Hz. Adem ile Havva, yaptıklarının hata olduğunu anlayınca, şu duayı yaptılar ve aff-ı ilahîye nail oldular:'

“Ey Rabbimiz! Kendimize zulmettik, eğer bizi bağış lamaz ve merhamet etmezsen, muhakkak ziyan edenler­den oluruz.”

Dua Nedir

Dua: Çağırmak manasınadır.

Dua: Mü'minin dilinde asay-ı Musa'dır.[324]

89- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. Gözleriyle (dıştan) gülümseyen fa­kat için için diş bileyen sahte dostun şerrinden sana sı­ğınırım. Çünkü böylesine sahte dostlar iyilikleri gizlerler, kötülükleri ise yayarlar.”[325]

90- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!., (ufak - tefek) bütün günah ve ku­surlarımı bağışla. Allah'ım, derecemi yükselt, eksikleri­mi gider, beni iyi amel ve ahlak ile hidayetine eriştir. Çünkü iyi ameller işleyerek hidayetine eriştiren de, kötü ameller işleyerek doğru yoldan saptıran da ancak Sensin.”[326]

91- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!... Yaşamam hayırlı olduğu sürece ya­şat, ölümüm hayırlı olduğu zaman da canımı al.

Allah'ım; başkaları olsun veya olmasın, senden yüre­ğime korkunu yerleştirmeni; sevinçli veya öfkeli olayım, senden doğruluk ve samimiyetten saptırmamanı, dilerim.

Allah'ım, fakir veya zengin olayım, senden tutumlu­luktan (hesabını bilirlilikten) ayırmamanı dilerim.

Allah'ım; senden sarsılmaz iman, kesintisiz sevinç, kadere boyun eğmeyi, öldükten sonra tatlı hayat, gül yü­zünü doya doya seyretmeyi, zarar verici belalara ve yolu­mu şaşırtıcı felaketlere uğramadan huzuruna kavuşmayı dilerim.

Allah'ım, bizleri imanla donat; hidayetine erenlerin yoluna kavuştur.”[327]

Dua: İbadetin ruhudur.

Dua: Kulluk vazifesi ve insanlık borcudur.

Dua: Halık-ı zûlcelal'e yalvarmaktır.

Dua: Cenab-ı Hak'kı anmaktır.

Dua: Benlik ve enaniyeti terketmektir.

Dua: Cenab-ı Hak'tan yardım istemektir.

Dua: Kulun, arzularını Rabbine bildirmesidir.

Dua: Hak'ka tam teslimiyettir.

Dua: Dilek ve hacetleri Halik-ı Azam'a arzetmektir.[328]

92- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. Ağır borçtan, baskın düşmandan, is­ter bekar, ister evli olsun kadınlarımızın kötü yola sap­masından (ve erkekleri de baştan çıkarmasından), ahır zamanda çıkacak olan Deccal’ın yolumuzu şaşırtmasın­dan sana sığınırım.”[329]

93- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. Ayağım kayıp düşmekten, bir şey al­tında kalarak ezilmekten, suda boğulmaktan, ateşte yan­maktan sana sığınırım. Allah'ım; son nefeste ölümle pen­çeleşirken şeytanın yanıltmasından, savaş meydanından kaçarken can vermekten, yılan, çıyan gibi zararlı yaratık­ların sokmasıyla ölmekten sana sığınırım.”[330]

94- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!... Yoksulluktan, kıtlıktan, ayağa düşmekten (zilletten) ve haksızlığa uğramaktan sana sı­ğınırım.”[331]

95- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!... Kavgadan (düşmanlıktan), müna­fıklıktan, ve kötü ahlaktan sana sığınırım.”[332]

96- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Ey insanların Rabbi, dert ve sıkıntıların gide­ricisi, tüm hastalıkların kökünden kazıyıcısı olan Allah'­ım!,., Bana tüm hastalıkları kökünden kazıyıcı engin şi­fandan ihsan eyle. Çünkü senden başka şifa veren yok­tur.”[333]

97- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Üzüntü veya tasaya, dert veya felakete uğra­yan kimse, “Allah'ım!... Sen eşi ve ortağı olmayan biricik Rabbimsin. İçine düştüğüm şu sıkıntılı durumdan beni kurtar.” dua ettiğinde sıkıntısı derhal üzerinden atılır.”

98- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) şiddetli rüz­gar estiğinde şöyle dua ederdi : “Allah'ım!... Esmekte olan rüzgarın faydalar getirmesini senden diler, açacağı zararlardan da sana sığınırım.”[334]

Dua: Allahû Azîmüşşan'a hamd etmektir.

Dua: Kabbimizin verdiği nimetlere şükretmektir.[335]

99- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) sinirlendiğin­de “Sevgili karıcığım Ayşe!” diye hitap ederek şu duayı okumasını tavsiye ederdi: “Muhammed'in Rabbi olan[336]

100- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah katında dua etmekten daha değerli h bir ibadet yoktur.”[337]

101- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Cebrail (a.s.) Kabe'ye gelip Kabe duvarları­na kapanarak göyle dua ederken görürdüm: “Ey varlığı­nın eşi ortağı olmayan cömert ve biricik Allah'ım!.... Ver­diğin nice nimetlerini benden geri alma.”[338]

102- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kalblerimiz muhafazalı kaplara benzer. En üstün kalb, helal yiyeceklerle beslenen ve faydalı bilgi­leri barındıran kalbdir. Allah'tan bir şey istediğinizde sa­mimi bir yürekle muhakkak yerine getirileceğine inanarak isteyiniz. Çünkü Allah dünyalıklara dalan ve samimi bir yürekle dua etmeyen bir kalbin üstünkörü duasını asla kabul etmez.”[339]

103- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. Gizlice içimden geçenleri açıkça işlediklerimden daha hayırlı eyle, açıkça işlediklerimi de katında faydalı eyle. Allah'ım, senden, kullarına verdi­ğin mal ve servetin, çoluk ve çocuğun en faydalısını is­terim.”[340]

Dua: Kalbi vasıtasız Cenab-ı Hak'ka rabdetmektir.

Dua: İzhar-ı ubudiyettir.

Dua: Bir ızdırab çığlığından, bir yardım talebinden ibarettir.

Dua: Yaradana, yalvarıp yakarma ile yaklaşmadır. Hayır, yardım ve merhamet dileğinde bulunmadır.

Dua: Sevenin sevdiğine niyazıdır,

Dua: İmanın gıdasıdır.[341]

104- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Ey yeri ve gökleri yaratan, gizli-açık her şeyi hakkıyle bilen ve tüm varlıkların biricik sahibi olan Al­lah'ım!.. Gerçek bilir ve bildiririm ki senden başka Allah yoktur.

Allah'ım nefsin çılgın istek ve arzularından, şeytanın bozguncu telkinlerinden ve yüreğime aşılamak istediği şirkten (Allah'a ortak koşmaktan) sana sığınırım.”[342]

Sabah kalktığınızda, akşam döndüğünüzde ve gecele­ri yatağa girdiğinizde bu duayı dilinizden düsürmeyiniz.

105- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Şu duayı çokça okuyun: “Allah'ım!.. Senden ölünce muhakkak ahiret aleminde huzuruna çıkacağına manan, alın yazına boyun eğen, verdiğin nimetlere kanaat eden bir mü'min olmayı dilerim.[343]

106- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Sabahları kalktığınızda, akşamları da döndü­ğünüzde şu duayı okuyun: “Allah'ım!.. Dinime, bana, ço­cuklarıma, aileme, mal ve servetime gelecek her türlü felakete karşı senden yardım dilerim.”[344]

107- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Allah'ım!.. Günahlarımı bağışla. Rahmetini benden esirgeme. Bana vücut sağlığı ver, helalden rızkı­mı bol bol ihsan eyle. Bu duayı çokça okuyunuz. Çünkü bu dualar dünya ve ahiretle ilgili tüm iyi dileklerinizin toplu ifadesidir.[345]

108- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Şu duayı sık sık okuyunuz: “Allah'ım!.. Gerçekten öz nefsime yazık ettim. (Yığın yığın günaha girdim). (Ne olur) sınırsız mağfiretinle günahlarımı bağış­la. Çünkü günahları ancak sen bağışlarsın. (Ne olur) yay­gın rahmetini benden esirgeme. Çünkü sen gerçekten kul­larını esirgeyen ve bağışlayansın.”[346]

Dua: Ruhun cilasıdır.

Dua: Mü'minin silahıdır.

Dua: Rahmet ve merhameti davettir

Dua: İbadettir.[347]

109- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Şu duayı dilinizden düşürmeyiniz: “Allah'ım!.. Beni dosdoğru islam yoluna kavuştur; üstelik de bana bu yolda zikzak çizmeksizin ok gibi dosdoğru yürümek na­sip eyle.”[348]

110- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hz. Peygamber'e (s.a.s.) salat ve selam ge­tirmeksizin yapılan tüm dualar Allah tarafında kabul olunmazlar.”[349]

111- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Hz. Peygamber (s.a.s.) şiddetli Kuzey rüz­garı (Poyraz) estiğinde şöyle dua ederdi: “Allah'ım, bu rüzgarın açacağı zararlardan sana sığınırım.”[350]

112- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle bir dua eder­di: “Allah'ım, bu rüzgarı kuru değil, su zerrecikleriyle yüklü bulutların taşınmasına vasıta eyle. Eyle ki canlı­lar ve bitkiler yağmura kansın. Veya bu rüzgarı kısırlaştırıcı değil, erkek tohumları dişilerle tozlaştırarak meyva ağaçlarının çiftleşmelerine, dolayısıyla da bol bol yemiş vermelerine yardımcı eyle.”[351]

113- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) vücudunda bir kırgınlık hissettüğnde Felak ile Nas (Kul euzü birabbil fe­lak ile Kul euzü birabbinnasi) surelerini okuyup üfleyerek ağrıyan yerini eliyle sıvazlardı.[352]

114- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) vücudunda bir kırgınlık hissettiğinde Cebrail (a.s.) O'na şu duayı oku­du: “Allah'ım!.. Sevgili Peygamberin Muhammed'i her türlü hastalıklardan, haset çeken kıskançların yapacağı kötülüklerden ve tüm kem gözlerden koru. O’na şifa ver.”[353]

Hz. Allah buyuruyor ki:

(Habibim ilan et ve kullarıma) “De ki: (Ey insanlar) Sizin dua ve ilticanız olmasaydı, Rabbim size değer verirmiydi?” buyuruyor.[354]

115- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Hz. Peygamber (s.a.s.) kendi gözü veya sahabilerden birininki ağrıdığında şu duayı okurdu: “Alah'ım!.. Ömrüm boyunca olduğu gibi öldükten sonra da bana göz­lerimden faydalanmayı ve düşmanlardan öcümü almayı nasip eyle. Bana haksızlık edenlere karşı benden yardımı­nı esirgeme.”[355]

116- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Hz. Peygamber (s.a.s.) dara veya sıkıntıya düştüğünde şöyle dua ederdi: “Kullarına karşılık Rabb, yaratıklarına karşılık yaratıcı, rızkınla beslenen varlıkla­rına karşılık da nzık verici olarak bana sen yetersin Al­lah'ım!.. Ulu Allah bana yeter. Ne güzel vekildir O. O'ndan başka Allah yoktur. O'na güvenir ve dayanırım, O ulu Arş'ın sahibidir.” [356]

117- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Hz. Peygamber (s.a.s.) sabah kalktığı, akşa­mı yattığında şöyle dua ederdi: “Alah'ım!.. Senden bek­lenmedik iyilikler dilerim. Beklenmedik kötülük ve günah­lardan da sana sığınırım.” Bu duayı ümmetine de tavsiye ederek sözlerini şöyle bitirdi: Çünkü kişi sabah çıktığın­da, akşam erdiğinde başına beklenmedik ne gibi olaylar geleceğini bilmez.”[357]

118- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) sabah ve ak­şamleyin şöyle dua ederdi: “(Allah'a şükürler olsun!) Al­lah'a ortak koşuculardan uzak, aydınlık yolun amansız sa­vunucusu atamız İbrahim Peygamber'in dini, maslümanlık öz yapımız ve Kelime-i şehadet üzere sabaha kavuştur. (Ne mutlu bize!)”

119- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) geceleri uy­kusundan uyandığında Ulu Allah'a şöyle yalvarır yakarırdı:

“Allah'ım!.. Benim günahlarımı bağışla, benden rah­metini' esirgeme, beni dosdoğru islam (aydınlık) yoluna kavuştur.”[358]

Bu ayet-i celile, duanın değerini ne kadar güzel ifade ediyor. Dua ve ilticası olmayana, Cenab-ı Hak'kın kıymet vermediği beyan ediliyor. Zira dua Hak'kı tanımaktır.[359]

120- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) Fatiha'nın sonunda, “Gayril mağdubi aleyhim veieddallin (Allah'ım!. Bizi gazabına uğrayan ve yolunu şaşıranların yoluna de­ğil, dosdoğru islam (aydınlık) yoluna kavuştur.)” dedi­ğinde, birinci saftaki cemaat duyacak kadar, “Amin (Dua­mızı kabul et, Allah'ım!)” diye dua ederdi.[360]

121- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) katıldığı ilim ve sohbet toplantılanndan ayrılırken en az on-onbeş defa şu duayı okurdu: “Ulu Allah'a tövbe ediyor, günahlarınım bağışlanmasını O'ndan diliyorum. O tüm varlıklara hük­metme gücünü elinde tutan ölümsüz diridir.”[361]

122- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Hz. Peygamber (s.a.s.) bir milletten endi­şeye düştüğünde şu duayı okurda: “Allah'ım!.. Senden o milletin taşlaşmış kalbine korkunu salmanı diler, yapaca­ğı kötülüklerden de sana sığınırız,”[362]

123- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) bir şeye nazar değdirmekten sakındığında şu duayı okurdu: “Allah'ım!.. Neye nazarım değecekse onu benden koru, hiç birşeye zararım dokunmasın.”[363]

124- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Hz. Peygamber (s.a.s.) evden çıkarken şöyle dua ederdi: “Allah'ın, ismiyle kapıdan çıkıyor ve O'na gü­veniyorum. Kötülüklerden dönme gücünü de, iyiliklere sarılma gücünü de veren yalnız Allah'tır.”[364]

125- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Hz. Peygamber (s.a.s.) evden çıkarken şöyle dua ederdi: “Allah'ın ismiyle kapıdan çıkıyor ve O'na gü­veniyorum. Kötülüklerden dönme gücünü de, iyiliklere sa­rılma gücünü de veren yalnız Allah'tır. Allah'ım; yolumu şaşırmaktan ve savrulmaktan, küçük düşmekten ve düşü­rülmekten, haksızlığa uğramaktan ve uğratılmaktan, ka­ba hareketlerden ve kaba hareketlere itilmekten, isyan ettirilmekten sana sığınırım.”[365]

126- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Hz. Peygamber (s.a.s.) helaya girerken şöyle dua ederdi: “Allah'ım!.. Kirli pisliklerden, kötü ve kö­tülüklere iten şeytandan sana sığınırım.”[366]

127- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Hz. Peygamber (s.a.s.) helaya girerken şöy­le dua ederdi: “Allah'ım!.. Dişi ve erkek şeytanlardan sana sığınırım.”[367]

128- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Hz. Peygamber (s.a.s.) camie girerken şöyle dua ederdi: “Allah'ım!.. Lanetlik şeytandan Ulu Allah'a sığınırım. O tüm varlıkları hükmü altında tutar ve sınır­sız derecede cömerttir.”

Sevgili peygamberimiz (s.a.s.) camie girerken bu duayı okuyan mü'minin günün geri kalan diğer saatlerinde şeytanın şerrinden korunacağını söylemiştir.[368]

130- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) mezarlığı zi­yarete gittiğinde şöyle dua ederdi: “Ey Allah'ı iman üzere bu dünyadan göç eden fani ruhlar, çürümüş vücutlar, dağılmış iskeletler!.. Selam size! Allah'ım, onlara rahat ve huzur, saadet ve selamet ihsan eyle.”[369]

131- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) hasta ziyare­tine gittiğinde hastaya ve yanındakilere şöyle derdi: “İnşallah geçer. Üzülecek bir durum yok. Çünkü hastalık sa­hibini günah ve kötülüklerinden temizler.”[370]

Kibr-û gururu bırakıp yaradana sığınmaktır. Kul, bunla­rı yaptığı zaman Hak katında değer kazanacaktır. Öyley­se dört elle duaya sarılmak. Rızay-ı Bariyi kazanmak için Allahû zûlceîale yalvarmak lazımdır.

Dua, musibeti redde, rahmet-i ilahiyi celbe vesile­dir. Dua Cenab-ı Hak'ka kurbiyyettir. Nitekim Allah'a Teala buna işaret ediyor ve:

132- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) yeni ayı gör­düğünde şöyle dua ederdi: “işte uğurlu ve (aydınlık yolu) gösterici bir ay! Allah'ım, senden bu ayın (ümmetim adı­na) uğurlu ve hayırlı olmasını dilerim. (Hz. Peygamber s.a.s.) bu sözleri üç defa tekrarlardı. Allah'ım, senden bu ayın uğurlu, bu ayki alın yazımın hayırlı olmasını diler.[371]

133- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) birine dua et­tiğinde bu duadan kişi fayda gördüğü gibi, çocukları hat­ta torunları bile fayda görürdü.[372]

134- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) Allah'a dua etmeye başladığında ilkin kendine, ardından da diğer mü'minlere dua ederdi.”[373]

135- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) duaya bağlar ken ellerini göğe kaldırır, dua bitince de yüzüne sürerdi.[374]

136- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) avuçlarını yüzüne karşı tutarak dua ederdi.[375]

137- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) yeni ayı gör­düğünde şöyle dua ederdi: “Allah'ım, yeni ayı bizlere iman ve İslam, güven ve huzur, saadet ve selamet, sağlık ve sağlamlık, rızık ve bolluk yönünden verimli eyle.” [376]

138- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) yeni evlileri tebrik ederken şöyle derdi: “Allah evliliğinizi mübarek eylesin, iyi geçimler nasip etsin, aydınlık yolda ömür boyu aynı yastıkta kocatsın!....”[377]

139- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) gözlerini gö­ğe dikerek şöyle dua ederdi: “Ey kalbleri istediği yöne çeviren Allah'ım!... Kalbimi taatinden ayırma.”[378]

140- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) sevdiği bir şeyle karşılaştığında:

“Yaygın lütfuyla iyilikleri tamam­layan Allah'a hamd olsun!....” Sevmediği birşeyle karşılaştığında da:

“Her durumda hamd Allah'a mahsustur. Cehennemliklerin acıklı durumundan sana sığınırım” Al­lah'ım!....” diye dua ederdi.[379]

141- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) sıkıntılı an­larında şöyle dua ederdi: “Allah'tan başka Ailah yoktur. O ulu ve müsamahakardır. Allah'tan başka Allah yoktur. O ulu Arş'ın sahibidir. Allah'tan başka Allar yoktur. O (yerin ve) yedi kat göğün biricik sahibidir.”[380]

142- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) çoğu zaman şu duayı okurdu: “Ey kalbleri istediği anda istediği yö­ne çeviren Allah'ım!... Kalbimi aydınlık hak yolundan ayırma.” Orada bulunan Ümmü Seleme,

“Ey Allah'ın elçi­si! Bu duayı ne kadar da çok okuyorsunuz?” diye sordu­ğunda Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle cevap verir:

“Ey sevgili eşim Ümmü Seleme! Bütün insanların kalbleri Al­lah'ın iki kudret parmağı arasındadır; dilediğini doğru yolda tutar, dilediğini de saptırır.”[381]

143- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) şu duayı çok­ça okurdu: “Ey Rabbimiz; bize bu dünyada da, öbür dünyada da iyilik ver, bizi Cehennem azabından koru.”[382]

144- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İçinizden biri bir yerde konakladığında Kelimei şehadet getirip ardından da, Allahım (yılan çıyan gibi) zararlı yaratıklarının şerrinden sana sığınırım. Derse ora­dan ayrılana kadar hiç bir zararlı yaratık ona zarar ver­mez.”[383]

145- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İçinizden biri eşiyle birleştiği vakit, Allah'ın lanetlik Şeytanî, bizden ve doğacak çocuklardan uzaklaştır. Diye dua ederse lanetlik Şeytan doğan çocuğa ebediyyen zarar veremez.”[384]

146- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) (camide namaz kılarken) birinci saftaki cemaut için üç, üçüncü saftakiler için de bir kerre istiğfar ederdi.[385]

147- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) duasına şu sözlerle başlardı: “Sübhane rabbiyel aliyyil alel vehhap (Allahım seni her türlü noksanlıklardan uzak tutarım.) Sen en üstün derecelerin (cennetlerin) sahibi ve gerçek bahşedici olan Rabbimizsin.”[386]

148- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Hz. Peygamber (s.a.s.) kısa ve bol manalı cümlelerle dua etmekten hoşlanır, uzun dualara iltifat et­mezdi.[387]

149- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Peygamberimiz (s.a.s.) yoksul mü'minlerin dualarının desteğiyle ülkeler fethine çıkar, düşmanlar kar­şısında Allah'ın yardımına mazhar olurlardı.[388]

150- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Hz. Peygamber (s.a.s.) sıtma ve her türlü ağrıya tutulanlara şu duayı öğretirdi: “Ulu Allah'ın ismiy­le başlarım. Kan dolaşımını hızlandırarak vücudumu ateş nöbetlerine boğan her türlü hastalıktan ve cehennem ate­şinin yakıcı sıcağından Ulu Allah'a sığınırım.[389]

151- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Hz. Peygamber (s.a.s.) bir şey kendisini üz­düğünde şöyle derdi: “Ey diri ve tüm varlığı hükmü al­tında tutan Ulu Alah'ım yaygın rahmetinden yardım di­lerim.”[390]

152- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“İster doğudan ister batıdan (ne kadar uzaktan olursa olsun) cuma günü herhangi bir dilekde bulunan kimsenin dileği hemen yerme getirilir. “Allah'ım senden başka Allah yoktur. Sen çok şefkat sahibi ve çok cömert­sin yeri ve gökleri yaratansın. İkram ve ululuk sahibisin ne olur dileğimi kabul et”[391]

“(Habibim) kullarım sana beni sorunca (haber ver ki) işte ben yakınımdır. Bana dua edince, ben o dua ede­nin da'vetine icabet ederim. O halde onlar da benim da vetime (itaatle) icabet ve bana imanda devam etsinler. Ta ki, (o sayede) doğru yola ulaşmış olalar” buyuruyor.[392]

153- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Bir gün sahabilerden biri Peygamberimize (s.a.v.) gelerek ismi Azam duasının ne olduğunu öğren­mek istediğini söyler. Hz. Peygamber de şöyle karşılık verir:

“(Ey şahabım!) ismi azam duasının sana bir fay­dasının dokunacağını bilsem hiç şüphesiz öğretirim: Ama bir faydası olacağını sanmam) yalnız sana şu noktayı önemle belirtmek isterim. Ciddiyet ve samimiyet içinde muhakkak kabul olunacağını inanarak dua et, hangi du­ayı edersen et, az olsa da muhakkak kabul (olunacaktır). Bu şartları yerine getirmedikten sonra İsmi Azam ile dua etsen de duan kabul olunmayacaktır.”[393]

154- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

Bir gün sahabilerden biri Hz. Peygambere (s.a.v.) gelerek

“Ey Allah'ın elçisi! Falan kadınla evlenmek istiyorum. Fakat bir türlü olmuyor. Ne olur dua et de bu iş olsun.” der. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bu sahabiye şöyle karşılık verir.

“Ben dahil Cebrail, Mikail, İsrafil ve tüm Arş melek­leri dua etse, yine de alın yazısında kim ise onunla evlenirsin.”[394]

155- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Cebrail (a.s.) her geldiğinde bana şu cümlem­le dua etmemi tavsiye ederdi: “Allah'ım!.. Bana helal yemek nasip et, beni iyi amellere hadim eyle.”[395]

156- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Vakti zamanında bir peygamber mnmetiyle birlikte yağmur duasına çıkar. Dua ederlerken bir de ba­kar ki bir karınca ayaklarını göğe kaldırmış kendine mahsus diliyle (yağmur yağdırması için) Alah'a dua etmekte­dir. Bunu gören Peygamber ümmetine “Hadi dönün ka­rıncanın yüzü suyu hürmetine sizin de duanız kabul olun­du.” diye seslenir”[396]

157- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) yeni ayı gör­düğünde şöyle derdi: “Allahım!.. Yeni ayı bize uğurlu ve doğru yolu gösterici eyle. Ey ay, seni yaratan ve sana mükemmel güzellik veren Allah'a inanıyorum. Eşsiz gü­zellikte yaratıcı olan Allah her türlü noksanlıklardan uzaktır.”[397]

158- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Rüzgar esmeye başladığında Hz. Peygamber (s.a.s.) yüzünü rüzgara dönüp diz üstü çökerek ellerini göğe kaldırır ve şöyle dua ederdi:

“Allahım!.. Bu rüzgarın hayırlı olmasını ve zarar aç­masından sana sığınırım. Allahım, bu rüzgarı değil, rah­mete vesile eyle. Allahım, bu rüzgarı kasırga halinde değil hafif estir.”[398]

159- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Hz. Peygamber (s.a.s.) sıkıntıya düştüğün­de Cebrail (a.s.) hemen yardımına koşar ve “Ey Muhammed!.. Şu duayı oku.” derdi: Her zaman diri olan Allah'a güvendim hamd ve şükür, Allah'a mahsustur. O evlat edinmemiştir; O'nun varlıklar aleminde benzeri ve ortağı”[399]

160- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kötü dilekte bulunmadığı veya yakınlarıyla normal ilişkilerini kesmek için dua etmediği sürece sami­mi yürekle dilekte bulunun. Kimsenin duasını Allah mu­hakkak yerine getirir veya üzerinden herhangi bir kötü­lüğü def eder.”[400]

161- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Kişinin yapacağı en üstün dua şudur: “Al­lah'ım!.. Senden bu dünyada selamet ve huzur, öbür dün­yada da saadet ve mutluluk dilerim.”[401]

162- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Din kardeşine ardından hayır duada bulunan bir mü'mine, Allah adına hareket etme yetkisine sahip olan melek de hayır duada bulunur.”[402]

163- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:

“Üzüntü, hastalık veya felakete düştüğünde, “Allah yegane rabbindir. O'nun ortağı ve benzeri yoktur” diyen kimse üzüntü, hastalık veya felaketten kurtulur.”[403]

 
  Bugün 28267 ziyaretçi (70372 klik) kişi burdaydı! Allah Razı olsun!..  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=