derviş,sofi,ilahi,ilahiler,dervişler,tarikat,tasavvuf,zikir,medine,mekke,zikrullah,mürşid,mürid,efendimiz,resulullah,salavat, en güzel ilahiler
  silsilealiyye
 

TARİKAT NEDİR?

İnsanoğlu hayatında birmücadele içindedir. Kendisine lazım olan yetenekler için sürekli eğitim alır. Öyle ki, hiçbir iş, hiçbir sanat ustası olmadan öğrenilemez. İşte böyle din ilmi içinde bir usta, bir bilen rehber gereklidir. Hatta çok daha önemlidir. Bu sebeple Allah’ımız Kuran’ı Kerimi bize anlatan ve öğreten Peygamber Efendimizi (S.A.V.) göndermiştir. Eğer öyle olmasaydı sadece Kuran’ı Kerim’i gönderir; kendi kendimize öğrenmemizi isterdi. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) bir hadis-i şeriflerinde “Rabbim bana üç ilim öğretti. Bu üç ilimden biri var ki, bana bunu herkese duyur diye emretti. (O şeriat ilmidir) İkinci bir ilim var ki, beni onu duyurmaktan nehyetti. (Bu ilim nübüvvet ilmidir.) Üçüncü ilim de ise tercihi bana bıraktı. (ehlini bulursam duyurmamı, ehli olmayana duyurmamamı buyurdu. Bu ilim ise gönülden gönüle akan tarikat ilmidir)” ( İsmail Hakkı Bursevî, Ruhul Beyan, 5122) İşte Hz.Muhammed (S.A.V) sahabelere sohbet meclislerinde, Kuran ilimlerinin yanısıra gönülden gönüle akan bir nur ile Allah’ı tanımayı da öğretti. Gönülden gönüleakan bu Allah’ı tanıma ilmi, kelimenin ve mürekkebin ötesinde ancak sevgi ve bağlılık ile elde edilebilen bir ilimdi. Bu ilme tarikat ilmi denildi. Gönülden gönüle akan bu nur, Peygamber Efendimizden (S.A.V.) Hz.Ebu Bekir’e geçti. Hz.Ebu Bekir ’den Selmani Farisi Hz.ne geçti. Ki bu manevi zincir, Allah’ın sevdiği kulları aracılığı ile günümüze kadar ulaştı.

06 Nisan 2013 Cumartesi 14:35
Bu haber 436 kez okundu
TARİKAT NEDİR?
 ALİ RIZA BEZZAZ HAZRETLERİ

Nakşibendi tarikatı’nın 34. şeyhi
Ali Rıza Bezzaz Hz.leri Bulgaristan’dan göçmüş bir muhterem zat idi. 1877 yılında yüklü bir servet ile İstanbul’ a hicret etmişlerdir. Üstelik kiraladığı gemilerle de binlerce muhaciri savaştan kurtararak İstanbul’ un muhtelif semtlerine taşımış, yerleşmelerine de yardımcı olmuşlardır. Kendileri Bandırma’da birçok maddi manevi hizmete koşturan mübarek bir zattır. Her gün bir kurban keserek fakirlere dağıttığı bilinir. Ayrıca Bandırma ve çevresinin imarında köprüler, çeşmeler ve mescitler inşa ettirerek büyük katkı sağlamıştır. Tekke camii girişinde bulunan mübarek validesinin ruhuna hayır olarak yaptırdıkları çeşme bugün halen kullanılmaktadır. 1912 yılında ölüm kendilerine gelene dek hizmetlerine devam etmiş evliya bir kişidir. Ali Rıza Bezzaz Hz.leri ölümüyle birlikte tekkenin yanı başındaki kabristana defnedilmiştir. 


ALİ HAYDAR EFENDİ HAZRETLERİ

Nakşibendi tarikatının 35. şeyhi
1870 yılında Batum’un Ahıska kazasında dünyaya gelmiştir.Çocukluğundan itibaren kendini ilme adamıştır. Zamanın büyük medreselerini başarıyla bitirir ve saray hocalığına kadar yükselir. Topkapı sarayında padişahlara ve saray erkânına dersler verir. 

BANDIRMAYA GELİŞİ

Ali Haydar Efendi, Sahn-ı Seman medreselerinde fıkıh müderrisliği görevini sürdürdüğü yıllarda, bir vazife ile Bandırma’ya gelirler. Bandırma’da bu büyük âlime ilgi büyük olur. Genelde tasavvufve tarikat aleyhine vaazlar verir. Hatta bir gün sabah namazında isimde vererek “burada bezzaz Ali Rıza Efendi var, esnaftır, tarikat ehlidir; şöyle yapar böyle yapar diye aleyhinde konuşur.” Cemaatin içinde hazretlerinin talebelerinden börekçi Hasan Efendi’de vardır. Vaazı dinler ve olup biteni Ali Rıza Bezzaz Hz. ne aktarır. Ali Rıza Bezzaz Hz.leri “hiç merak etme, çok yakında bizim yanımıza gelecektir” der. Gönülden gönüleyol vardır ya, onların sözleri ok gibidir, gider hedefini bulur. Ali Haydar Efendi’nin gönlüne bir ateş düşer, tasavvuf ehline karşı bir merak bir heves başlar. Gönlüne akan sıcaklığa engel olamaz. Üzerindeki cübbesini çıkarıp camiden çıkar ve pazar yerinde kumaş satan Ali Rıza Bezzaz Hz.lerinin yanına varır. Pişmanlığını dile getirerek af diler ve de kendisinin manevi evladı olmak istediğini söyler. 

BANDIRMA’DA BİR ALLAH DOSTU DAHA 

Mahmut Efendi Hz.leri, 1929 Trabzon doğumludur. Küçük yaşlarından itibaren İslami ilimlere merak sarar ve eğitimine başlar. Kendileri Allah dostlarına büyük sevgi beslemektedir. Askerlik için geldikleri Bandırma’da Ali Rıza Bezzaz Hz.lerinin kabrini öğrenir ve izin günlerinde muhakkak ziyaretlerde bulunurlar. O sıralar İstanbul’da bulunan Ali Haydar Efendi Hz. rüyasında şeyhi Ali Rıza Bezzaz Hz.lerini görür. Şeyh Efendi kendilerine, “burada bir asker var, gel ve emanetini al” diye seslenir. Mübarek hemen yola çıkar ve Bandırma’ya gelir. Aradığı bir askerdir. Fakat ne ismi vardır nede hakkında başka bir bilgi. Bir gün cemaatten bir kişi kabristanda Kuran okuyan askeri görür ve camiye koşarak Ali Haydar Efendi Hz.lerine haber verir. Ali Haydar Efendi askeri içeri çağırmalarını söyler. Asker içeri girerken ayağa kalkar ve çevresindekilere “işte emanetleri teslim edeceğim kişi geldi” der. Böylece ilk görüşme gerçekleşmiş olur. Mahmut Efendi Hz.leri Allah yolunda aradığı rehberini bulmuştur. O’na intisap eder ve acemi askerliğinin bitmesiyle askerliğini tamamlamak üzere gittiği İstanbul’da irfan derslerine başlar. Askerden sonra derslere devam ederek tasavvuf ilminde ilerler. Fatih Çarşambadaki, İsmailağa Camii imam hatibi olarak uzun yıllar görev yapar ve birçok gönüle Allah sevgisinin yeşermesine sebep olur Ali Haydar Efendi’den sonra Nakşibendi Tarikatı Halidiye kolunun 36. Şeyhi olmuşlardır. Allah kendilerine uzun ömürler müridlerinede şeyhlerine yakışır manevi evlatlar olabilmeyi nasip etsin. Amin.
 
  Bugün 28267 ziyaretçi (70332 klik) kişi burdaydı! Allah Razı olsun!..  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=